Liva Reklam
Üye Girişi
Google ile arama
Haritadan Firma Ara
  Mehmet Güler  
 
 
  Fikir Köşesi
  Tüm Yazılar
  Tüm Yazarlar
  Yazarın Tüm Yazıları
  Tüm Şiirler
  Yazarın Özgeçmişi
 
 
 
 
izlenme: 1759 
|
Firma Rehberi
Tarihimize ne kadar sahip çıkıyoruz?
Kültür mirası, insanların yaşadıkları zaman dilimlerinde ve bulundukları coğrafi bölgelerde, davranış şekilleri ile bırakmış oldukları, tarihe kalıcı etkileri olan; sanat eserleri, yapıtlar, objeler, zaman içerisinde oluşmuş gelenek ve görenekler, yaşamsal değerler, yöresel unsurlar, dokümantasyonlar, envanterler gibi nesnel öğeler barındıran günümüze kadar gelmiş tarihsel varlıklardır.

Kültürel Peyzaj, Unesco gibi kurumlar tarafından onaylanmış, kabul görmüş, evrensel değerlere sahip, dünya kültür mirası adı altında korunmaya alınmış, doğa ve insan unsuru ile iç içe olan, tarihsel süreçleri yaşamış, kültürel unsurları barındıran, doğayı, mimariyi, insan ilişkilerini ve benzeri figürleri betimleyen, kendine özgü görünüşlere sahip yapıtlardır.

Milattan önce 7.yüz yılda kurulan Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlayan, stratejik konumu nedeniyle tarih boyunca Roma, Osmanlı gibi büyük imparatorluklara ve uygarlıklara başkentlik yapmış olan, kuzeyinde Haliç, doğusunda İstanbul Boğazı, güneyinde Marmara Denizi ile çevrili, ’’Tarihi yarımada’’ denilen; farklı dinleri, kültürleri toplulukları ve bu toplulukların yapıtlarını bir araya getiren, Hipodrom, Aya Sofya, Aya irini, Küçük Ayasofya Camisi, Topkapı Sarayı’nı içine alan Sultan Ahmet Kentsel Arkeolojik Sit Alanı, Süleymaniye Camisi ve çevresini içine alan Zeyrek Koruma Alanı, İstanbul Surları Unesco Dünya Kültür Miras Listesine girmiş Ülkemizde bulunan varlıklardır.

Kültür mirası, bulunduğu coğrafyada yaşayan bölge insanı ile her zaman birlikte var olmuş ve yok olmuş, aynı kaderi paylaşmıştır. İnsanlar tarafından bölgelerin(doğal güzellikleri, ekonomik özellikleri, yer altı kaynakları, coğrafi stratejik konumu, siyasal nedenler) gibi özellikleri olması yüzünden devamlı arzulanması kültür mirasları üzerinde kimi zaman olumlu katkılara kimi zaman ise olumsuz etkilere sebep olmuştur.

İnsanların olumlu katkıları düşünüldüğünde, doğal varoluşları dışında, mimari restorasyonlar ve görsel iyileştirmeler ile faydalı oldukları geliştirdikleri görülmektedir.

Olumsuz etkileri sorgulandığında ise yaşam biçimleri, şehirleşme olgusu ile beşeri sanat eserlerinin etrafında konumlanma ihtiyacı ortaya çıkarmıştır. Kimi zaman önemli yapıtları şehrin tam merkezine şehrin sembolü olarak inşa ettikleri de görülmüştür. Bu

yapıtlara tarihsel önem kazandırılmasına rağmen şehirleşme ile zamanla bu yapıtlara zarar verilmiş, sahip çıkılamamış, kıymeti bilinemeyerek, tahrip edilmiştir.

TOPKAPI SARAYI NEDEN ÖNEMLİ?


Topkapı Sarayı'nı kültürel varlık olarak ele aldığımızda, tarihi ve kültürel unsurları aynı zamanda milli-manevi değerleri vardır.

Neden bir kültürel peyzaj değerine sahiptir?

Çünkü Topkapı Sarayı’nı içine alan Sultan Ahmet Kentsel Arkeolojik Sit Alanı, Unesco Dünya Kültür Mirası Listesi’ndedir. Aynı zamanda Topkapı Sarayı Türkiye Cumhuriyeti Devleti öncesinde Osmanlı Devleti İmparatorluğu'nun şehirleşme simgesidir, sembolüdür, din işleri ve devlet işlerinin merkezidir.

NEDİR BU TOPKAPI SARAYININ GÖRÜLMEZLİKTEN GELİNEN DURUMLARI!

Hazine bölümü eserlerinin sergilendiği Fatih Köşkü’nün duvarlarında ve kubbesinde derin çatlaklar ve yarıklar oluşmuş bu konu basında gündem olmuştur.

Yine birkaç ay önce bahçede Adalet Kulesi’nin önündeki çimenlik alanda kendiliğinden oluşan üç metre çapındaki çukur müzede tedirginliğe neden olmuştu ve etrafı güvenlik şeridi ile koruma altına alınmıştır.

Bunun yanı sıra, daha önce de hatırlarsanız, iki kişinin hayatını kaybettiği Gülhane Parkı’nda bulunan restoran - kafeterya - çay bahçesi istinat duvarlarının çökmesi sonucu gözler yine Topkapı Sarayı’nın Marmara denizine bakan yamaçlarına çevrilmiştir.

TARİHİMİZE, UNESCO DÜNYA KÜLTÜR MİRAS LİSTESİNE GİRMİŞ VARLIKLARIMIZA, TOPKAPI SARAYI’NA NASIL SAHİP ÇIKABİLİRİZ?

Günümüzde çok sevdiğim ve sık sık mutlaka ziyarete gittiğim Topkapı Sarayı :

Zemin etüdü çalışmaları yapılarak, deformasyonlar irdelenmeli.

Zemin sağlamlaştırılmalı, depremlere dayanıklı hale getirilmeli.

Teknolojinin tüm imkanlarından faydalanarak, 24 saat ölçüm cihazları ile ölçümler gerçekleştirilmeli bu sonuçlara göre hareket edilmeli.

Ar-Ge Faaliyetleri mümkün hale getirilmeli.

İçerisinde bulunan tarihi 1.Avlu-2.Avlu-3.Avlu-4.Avlu-Harem bölümleri uzun süreli ciddi restorasyonlara ihtiyaç duyarken kısmi iyileştirmeler ile geçiştirilmemeli.

İç Duvarları çelik ile güçlendirilmeli.

Mümkün olduğu kadar betondan arındırılmalı.

Yer altından ulaşım gibi sebepler yüzünden çalışmalar ile zedelememeli bu konularda daha çok dikkatli olmalı.

Gerekirse ciddi onarımlar içine Topkapı Sarayı Müzesi bir süre ziyarete kapatılmalı.

Özellikle denize bakan yamaçları ve duvarları sağlamlaştırılmalı.

Buranın çok eski tarihi bir yapıt olduğu unutulmamalı ve müze kullanımlarında ziyaretlerde toplu halde kilolarca insan gücü bir bölüme, bir odaya verilmemeli, ziyaretler belli gruplar halinde kısmi şekiller ile yaptırılmalı, bu konuda bizlere de iş düşüyor kalabalıkların arasında olmamalıyız.

Yiyecek, içecek, dinlenme amaçlı ortak kullanım alanlarındaki insan sayısına dikkat edilmeli; hatırlarsanız çay bahçesi çökmüştü.

Genel Çalışmalar Analiz, modelleme, irdeleme olsun hepsi tekrardan yeniden başlatılmalı.

İlgili Bakanlığa gerekli bütçeler ayırılmalıdır.

Akademisyenlerin görüşleri dikkate alınmalıdır.

Jeologlar, mühendisler, mimarlar, danışmanlar, müteahhitler vb. bu konu ile ilgili mesleği ilgisi bulunan alanında uzman insanlardan bir yönetim ekibi kurulmalı gerekli süreçler işlettirilmelidir.

Sismik Güçlendirme Merkezleri ile çalışılmalı ve yapının her bir alanı ayrı ayrı ele alınarak; yığma, ahşap, betonarme sismik güçlendirmeleri yapılmalı.

Mühendislik bakımından detaylı bir şekilde irdelenmeli modellenmeli statik veya dinamik analizleri gerçekleştirilmelidir.

Konservasyon, Restorasyon, Restitüsyon, Rölöve işlemleri uygulanmalıdır.
 
Eklenme Tarihi: 25/01/2017
 
 
Yazıyla ilgili tüm hukuki sorumluluk yazara aittir.
 
 
geri dön
sayfa başı
tüm yazılar
yazdır
tavsiye et
|
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan köşe yazıları veya haberlerin tüm hakları sakaryarehberim.com'a aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Haberler Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Yayınlanan haber ve fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması önceden yazılı izin gerektirir.
Yazıya Yorum Bırakın
  SON EKLENEN YAZILAR
Nasıl hayvansever oldum? 16/04/2018
Kedi ve köpeklerde kaza anında trafik sigortası-kasko 02/04/2018
Kedi ve köpeklerde zorunlu chip kimliklendirme 26/03/2018
14 Şubat'ta Barınak'ta "Sevgili"lerimizleyiz 13/02/2018
Dilenciler… 22/09/2017
Kedim doğuruyor, ne yapmalıyım? 18/09/2017
Aysel’in Feryadı (Bırak Beni Freidreich) 23/07/2017
Köpek ve kedilerde güneş çarpması 02/07/2017
Veteriner hekimlerin askeriyede gıda kontrolü 19/06/2017
Vasıfsız diyenlere inat… 16/06/2017
"Ey On Bir Ayın Sultanı Giderken Beni de Götür…" 31/05/2017
Kedilerde Ölümcül FİP Virüsü 09/05/2017
Zordur kabullenmek hayatı… 03/05/2017
Zehirli çam tırtılına dikkat! 20/04/2017
Sihirli Kalemler 04/04/2017
FİV kedinin öldürücü bağışıklık hastalığı 03/04/2017
''Toplu Taşıma Araçları Engellilere Ücretsiz'' 02/04/2017
Vicdan ırka göre değişiyor mu? 30/03/2017
Her Türlü Şiddete Hayır! 15/03/2017
Mart ayı ve kedim çok hareketli 10/03/2017
 
 
tüm yazılar