Sırma Su Fabrikası'nda İnceleme

Sırma Su
inceleme
14 yıl önce

AK Parti Sakarya Milletvekili Şaban Dişli'nin yeğenine ait kaçak olduğu iddia edilen su fabrikasında inceleme yapıldı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı'ndan ayrılan Şaban Dişli hakkında gündeme getirdiği iddialar arasında olan Sapanca ilçesindeki kaçak olduğu öne sürülen Sırma Su fabrikasında Ankara Mimarlar Odası'ndan gelen Afet Komitesi üyeleri inceleme yaptı.

Afet Komitesi'nde bulunan Mücella Yapıcı "Ortada çok vahim bir durum var. Konuyu yargıya taşıyacağız" dedi.

Ankara Mimarlar Odası Afet İşleri Komitesi'nden Mücella Yapıcı ve Afet Komitesi üyesi Mehmet Emin Çevik, beraberlerinde Kocaeli ve Sakarya Mimarlar Odası temsilcilerinden oluşan 7 kişilik ekiple önce Sakarya Büyükşehir Belediyesi'ne giderek burada fabrika ile ilgili imar planlarını incelemek istedi. Heyet, imar planları gösterilmeyince dilekçe verdi.

Daha sonra Sapanca ilçesine giden heyet, kaçak olduğu söylenen ve yapıldıktan sonra ruhsat alınması için işlemlere başlanıldığı belirtilen Sırma Su fabrikasının bulunduğu Mahmudiye köyündeki sahada inceleme yaptı. Yaklaşık yarım saat süren inceleme sonrasında imar planları askıda olduğu için şu anda fabrikanın ruhsatsız olduğunu söyleyen Ankara Mimarlar Odası Afet İşleri Komitesi'nden Mücella Yapıcı, Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından kabul edilen imar planının bir anlamda vadiyi yapılaşmaya açtığını kaydetti. Yapıcı şunları söyledi: ''Bu plan ayrıca usulsüz olarak yapılan ve burada olmaması gereken sanayi yapısını aslında meşrulaştırma ya da yasal hale getirmeye çalışıyor. Bu da planlama niteliğine ters ve kamu yararına aykırı. Türkiye ve dünya için büyük bir kaynak olan su havzalarının kullanılmasına yasal kılıf hazırlayan bir plan var elimizde. Zaten biz bu konuya afet hali olarak da bakıyoruz. Afetler sadece depremlerle meydana gelen doğa olayları değildir. Aynı zamanda suyun ve havzaların da bir şekilde yapılaşmaya açılması afettir. Gerçekten şu anda heyelan potansiyeli olan bir alandayız. Buradaki bitkisel doku heyelanı önlüyor. Bir miktar müdahale edildiğinde doğa kendini bırakmış.''


Eğimli arazilerin de imar planına dahil edildiğini kaydeden Yapıcı, planın topografya göz önüne alınmadan hazırlandığını öne sürdü. Plan hazırlandığında topografya yerine hayali mülkiyet çizgilerinin göz önüne alındığını ileri süren Yapıcı, açıklamasını şöyle sürdürdü: ''Sanıyorum suyu almak için kaynak kullanıyorlar ama fabrikanın atığı şu anda Kuru Dere'ye veriliyor. Hep beraber onu da gördük. Planla ilgili vahim bir durum var, onun için yasal süre içinde itirazımızı yapacağız. Planla ilgili vahim bir durum var. Onun için yasal süre içinde Kocaeli Şubesi Merkez adına zaten davalarımız açarız. İtirazımızı yapacağız. Gerekli yasal süreci de takip ederiz. Burada hukukun tavrı çok önemli, çünkü davayı açıyoruz, ama mahkeme yürütmeyi durdurma kararı alana kadar bu varlıklar telef oluyor. Onun için yargının da bu işe önem vermesi gerekiyor. Ortada bir hukuksuzluk var. Mahkemenin bu konuda bir an önce karar vermesi lazım. Mimarlar Odası olarak palanları yargıya taşıyacağız. Bizim işimiz budur."

Afet Komitesi'nde bulunan Mehmet Emin Çevik, 4 konuda yargıya başvuracaklarını belirterek, bunları şöyle sıraladı: "Bizim açacağımız dava en az 4 konuda daha suç duyurusu niteliği taşıyacak. Bunlardan bir tanesi İmar Kanunu, bir diğeri Orman kanunu, diğeri DSİ ile ilgili kabotaj ve güzergah problemi, onun dışında yakın plan kararlarına bakamadık. Bu kararların daha ciddi sorunlar ortaya çıkarma ihtimali var.Depremi yaşamış vatandaş olarak değerlendireyim. Bu bir vahşet. Zaten şişeleme su içmemiz ayrı bir şey de. Ama şurada gördüğümüz bu dere Sapanca Gölü'nü besleyen çok önemli derelerden biri. İnsanlar su için neler yapıyor. İstanbul'a Melen'in suyu taşınıyor. Son derece verimli bir doğada doğayı böylesine katletmek benim için utanılacak bir durumdur. Doğa bir şekilde bu tahribatı geriye alıyor. Toprak kayması olmuş. Olmaması gereken bir şey."


FABRİKADAN SAVUNMA


Sırma Su fabrikası ortaklarından olan Erol Karabacak ise kamuoyunda hakkında çıkan haberlerden etkilendiklerini söyledi. AK Parti'deki görevinden istifa eden Şaban Dişli'nin bir kere bile fabrikaya gelmediğini söyleyen Karabacak, 10 milyon YTl yatırım yaptığı fabrikayı gerekirse başka ile taşıyacağını kaydetti.

Karabacak şunları kaydetti: "Bu işletme her şeyiyle yasal bir tesis. İmalata hazır durumda. Bu tesis bölgede yaklaşık 300 kişiye iş verecektir. Bu bölgenin bacası olmayan ve çevreyi kirletmeyen böyle tesislere ihtiyacı var bence. Bunun arkasında ne var ben onu bilmiyorum. Gördüğümüz fabrika gibisi Türkiye'nin başka bir yerinde yok. En son teknolojiyi kullanıyoruz.

Fabrika 15 gün içinde her şeyiyle bitmiş olacaktır. Burada inşaata erken başladığımız doğrudur ve belediye bununla ilgili bize gereken cezayı vermiştir. Her şey yasaldır, yasal olmayan hiçbir şey yok. Şaban Dişli'nin bu fabrikayla hiçbir alakası yoktur. Şaban Dişli'nin yeğeni benim ortağımdır. Yüzde 50'si Davut Dişli'nin yüzde 50'si de benimdir. Bu durum kamuoyuna başka türlü lanse ediliyor. Ne için böyle yapılıyor anlamıyorum."


Araziyi bir şahıstan aldıklarını iddia eden Karabacak sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu araziyi biz şahıstan aldık. Sami Bey diye birinden aldık. Biz bu araziyi almadan önce eski sahibi imar ıslahatına başlamış zaten. Bu araziyi geçen yılın Aralık ayında aldık. İnşaatı süratle projelendirerek gerçekleştirdik. Makinelerin montajlarını tamamladık. Fabrika üretime hazırdır. Yılda 1.5 milyon Dolar ihracat hedefi vardır. Bu tesis bölgeye ve çevreye katma değer sağlayacak bir tesistir. Böyle bir yerde ruhsat almak için Şaban Bey veya başka birisinin nüfuzuna ihtiyaç yok. Burası benim ilk fabrikam değil. Benim Bursa ve Beykoz'da da fabrikalarım. var. Böyle bir tesis yapsanız siz de ruhsat alırsınız. Keşke böyle fabrikalar kurabilsek de Türkiye'yi ayağa kaldırabilsek. Şaban Dişli'nin bu fabrikayla hiçbir ilgisi yok. bu fabrikada iftihar edilmeyecek en ufak bir şey yok."


Karabacak, dere yatağının hiçbir şekilde değiştirilmediğini, fabrikayı inşa etmeden önce bu arazinin bataklık olduğunu savundu. Tartışmalardan zarar gördüklerini, bu işin siyasi bir mesele haline geldiğini ileri süren Karabacak, "Ruhsat çıkmazsa bu fabrikayı taşırım. Ruhsatsız fabrika çalıştıracak kadar deli miyim? " ifadelerini kullandı.