Aile hekimleri acil nöbeti uygulamasını yargıya taşıdı

Sakarya\'da aile hekimlerinin acil nöbeti uygulaması yargıya taşındı. Altı aile hekimi, yürütmeyi durdurma ve iptal istemiyle Sakarya İdare Mahkemesi\'ne dava açtı.

Sakarya\'da görev yapan 6 aile hekimi, Sakarya Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğü\'nün, aile hekimlerine yönelik hastane acillerinde nöbet görevlendirmesi işleminin durdurulması ve iptali için Sakarya İdare Mahkemesi\'ne başvurdu. Doktorların avukatı Zafer Kazan, 2 Ocak 2014\'te yürürlüğe giren kanunla aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına hastanelerde haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında asgari 8 saat, ihtiyaç hailinde ise bu sürenin üzerinde nöbet görevi getirildiğini belirtti. Yönetmelik gerekçe gösterilerek, müvekkilleri olan aile hekimlerine hafta sonu saat 08.00 ila 16.00 saatlerinde idari bir işlemle acil nöbeti tutmaları gerektiğinin tebliğ edildiğini kaydeden Kazan, idari işlemin hukuka ve yasalara açıkça aykırı olduğunu savundu.

Uygulamanın, telafisi imkansız sonuçlar doğuracağını kaydeden Kazan, "Aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarına yasa koyucu tarafından normal çalışma saatleri dışında hizmetin gereği de olmayan bir çalışma şekline gitmekte, mesai dışında çalışma mali haklarla ilişkilendirilerek aile sağlığı çalışanlarının üst sınırı da olmayan bir şekilde fazla çalışması teşvik edilmektedir. Acil nöbetinin saat 16.00\'da başlaması uygulamanın nasıl bir şekle bürüneceğini açıkça göstermektedir. Anayasanın “Çalışma Şartları ve Dinlenme Hakkı” başlıklı 50. maddesinin 3. fıkrasına göre de “Dinlenmek çalışanların hakkıdır.” Bu hak, temel hak ve hürriyetlerden olması nedeniyle şahsa bağlı devredilemez sosyal bir haktır. Avrupa Birliği Mahkemesi’nin kararında, hekimlerin nöbetler dahil haftalık çalışma sürelerinin en çok 48 saat olabileceği belirtilmiştir. Hekimlerin her 8 veya 10 saatlik çalışma periyotları arasında en az 11 saatlik dinlenme süreleri bulunacaktır. Bu anlamda haksız ve hukuksuz acil nöbet uygulamasını düzenleyen dava konusu idari işlemin iptali gerekmektedir." diye konuştu.

"Acil servis sertifikası olmadan görevlendirme telafisiz kayıplara neden olabilir"


Müvekkillerinin acil servis hizmetlerini düzenleyen \'Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği\'ne göre hizmet öncesi resmi bir eğitim programında eğitim görmediğine dikkati çeken Kazan, şunları söyledi: "Acil servis öncesi hizmet eğitimi almamış olan ve acil servis sertifikası bulunmayan müvekkillerin, hastanelerin acil servis nöbetlerinde görevlendirilmesi hukuken mümkün olmadığı gibi, Anayasa\'nın 17. maddesi ile koruma altına alınan bireylerin “yaşam hakkı”nı da doğrudan tehlikeye atacak bir uygulamadır. Bu tür bir görevlendirme, bireylerin sağlık ve yaşam haklarını Anayasa\'nın öngördüğü türden yeterli bir hizmete kavuşamama durumu ile yüz yüze getirecek ve telafisiz kayıplara neden olabilecektir."

Aile Hekimliği Kanunu uyarınca, aile hekiminin kendisine kayıtlı nüfus hakkındaki görev ve yetkilerini aile sağlığı merkezinde yerine getirmekle yükümlü olduğunu kaydeden Kazan, "Davacı müvekkile yüklenilen acil servis nöbetinin yerine getirilmesi zaten büyük bir iş yükü altında olan davacının ayrıca acil servis sunumunda gerekli eğitime de sahip olmaması ve dinlenme hakkını da ortadan kaldırması büyük riskler taşımakta, acil nöbeti sırasında yorgunluk, bıkkınlık ve bunun yol açtığı tedbirsizlik ve dikkatsizlik nedeni ile bireylerin yaşam hakkını tehdit edecek ve telafisiz sonuçlar doğurabilecektir. Ayrıca, acil nöbet sonrası davacı müvekkile nöbet izni verilmemekte ve her gün 100’ün üzerinde poliklinik hizmeti ve diğer aile hekimliği görevleri ile tarafına kayıtlı yaklaşık 4 bin nüfus hakkında aile hekimliği hizmetleri sunması gerekmekte olan davacı, oluşan yorgunluk ve yıpranmışlık nedeni ile görevlerin yapılmasında ihmali veya kusurları ortaya çıkabilecektir. Böyle bir risk durumunda ise oluşabilecek sorumluluğun maddi boyutunun müvekkil tarafından yapılan Zorunlu Mesleki Sorumluluk Sigortası kapsamı dışında kalması söz konusudur." dedi.

Dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç ya da imkânsız zararların doğacağının anlaşılması halinde dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilebildiğini anlatan Kazan, zarar ve kayıpların doğmasını önlemek amacıyla iptali istenen idari işlemin, davalı idarenin savunması alınıncaya ve dava sonuçlanıncaya kadar, yürütmesinin durdurulmasını ve nihayetinde iptalini istedi.
10 yıl önce
Yorumlar_
[İlk yorum yapan siz olun]
6f85a88163d2111bc620c853ffc3be05@